|
♥♥ครเ кız รєlเภ ♥♥ .wrote:
Ey kadınlar, inanmayın aldatılıyoruz.
Hani şu kadın dergilerinde sıkı sıkı tembihlenen mevzular var ya, ondan bahsediyorum işte. Ne diyorlar? Erkeğinizi bağlamanın yolları. Bağladık işte... Evvvettttt, a ha da içeride televizyon izliyor. Ne, yeterli değil mi? Olmadı mı ? Allah allah, daha ne olmalı peki. Sımsıkı bağlanmalı, deli olmalı, kudurmalı... Vicdanınız kurusun.Yazık adama bee. Acıma! Acırsan acınacak duruma düşersin. Sıkı tut ipini kaçmasın. Sakın haaa, gözünü açmasın. Du bakalım bir iki site tıklayalım. Bir kaç kadın dergisi okuyalım.Bakalım, bakalım ellerin bilipte bizim bilmediğimiz ne? Çık...çık...Çık... Ayol vallahi cozutmuş bunlar. Bir Allahın kulu da doğal ol,eşinle arkadaş ol,içinden geldiği gibi davran,Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer, içir tarhana çorbasını, yak sıcacık sobasını ,otursun çok sevdiği televizyonunun karşısına ver eline demli çayını demiyor. Ne bileyim biz anamızdan öyle gördük. Bunlara inanıp ta dediklerini yapsak her yerde tek tip kadın olacak ’ ’Yok aslında birbirimizden farkımız hepimiz kadın dergilerinden fırlamayız.’’. Hep taktik,hep taktik... Yazık adamcıklar arkalarından düzenlenen entrikaların bir farkında olsalar.. Ya hu, taktik dedim de. Bu kadar şeyi nasıl ezberleyelim. Avucumuza kopya mı yazsak? arada çaktırmadan bakarız Yok anam ben kesin karar verdim dalga geçiyor bunlar bizimle. Neymiş efendim ilişkiyi monotonluktan kurtaracakmışız. Peki bunun için ne yapacakmışız? Partnerinizi Kıskandırın. Ehem ehem, bu kesin yabancı bir yazıdan çeviridir. Bizim topluma gelmez bu. Adamın elinden bir kaza çıkar...Bunu es geçelim. Çocuk gibi konuşmayı deneyin. Çocuk gibi mi? Bu cüsseyle hemde? Karşımızdakine geri zekalı imajı vermeyeceğimizden eminmiyiz. Neyse aklımızda bulunsun bakalım. Olabilir belki Kedi gidi miyavla Yok deve! İsterseniz at gibi kişneyelim bir de. Bu ne? Rezilliğin bini bi para. Mahallenin kedileri toplanacak camın altına. Hayatta olmaz. Hafifçe ısır,çırmala. Tövbe estafurullah, Şimdi durduk yerde adamı darp etmenin anlamı ne? Kavga sebebidir bu. Sakın haaa, demedi demeyin sağlam bir tokadı yersiniz sonunda Yok anam yokkk. Bu entel, dantel işleri bize gelmez.
16 minutes ago
|
|
|
⋆★Hatice★⋆ .wrote:
kaçıyor olucam
Birgün gelirde ben gidersem. Arkamdan aglarmısın bilmem ama, İçin sızlar belki Ve yanında olmamı istersen Elini yüregine koy ve beni düşün O an ruhum seninle olucak Birgün eger yalan olursam Yani varlıgımın bile olmayacagı ogün Aglarmısın bilmem ama Yıldızlara bak ben orda olucam Sana elimi uzatıcam görmiceksin bile Ve bir gün sana Sevmiyorum seni dersem İnanma Çünkü ben ogün aşkım için KACIYOR OLUCAM
1 hour ago
|
|
|
yakuphan uluwrote:
Yazıyorum şuan hissettiklerimi
Yazıyorum şuan hissettiklerimi, yazmaya çalışmak kar etmiyor çünkü inan hissettiklerimi yazmaya kelimeler yetmiyor. Meğer ne kifayetsizmiş sözcükler aşkın yanında, Gözlerine bir kere bakmam bir romanı yazmama yeter.Kanadı kırılmış,zemheri ayazında kalmış,yuvasız bir serçe gibiydi gönlüm.Barınabilecek bir dal aramaktan yorgun,hayatın savurmaları eşliğinde biçareyken en son umut olarak SENİ bilmiş,sana gelmiştm.Bu gelişimde sadece umut değildi yoldaşım.Herşeyim bellemiştim seni.Yeniden canlanmıştım sanki,hayat bulmuştum senle... Bi an sadece bi an yüreğine katmıştın yüreğimi.Bu bile yetmişti zavallı gönlüme.Sonsuza kadar bıkmadan taşıyacağı kocaman bir sevda bıraktığın,yaşattığın avuç içi kadar mutlulukla koca bir ömür tüketecek olan gönlüme....Yeniden düşerken karanlıklara, sözcüklerimin yabancılığı ilişti kağıtlarıma. Hiçbiri benim olmayacak kadar umutsuz cümlelerime eğildim. Deniz yanıyordu gözlerimde… Mavilerin en güzeli dökülürken alev alev yanaklarıma; fırtınayı, boranı gözyaşımın rahmetinde dindirdim. Kirpiklerinin arasındaydı dünyam hep onu bildim, onu söyledim. İnadına sevda yollarında, ışıl ışıl cenneti taşıyorum gözlerimde. Sokak sokak, kapı kapı tatlı sözlerini arıyorum yar. Bir yudum suda dinleniyorum yoruldukça. Her yudumda, çiçekli gökkuşağını gördükçe ağlıyor siyahım. Durgun göz yaşlarıma ay düşüyor yar, yorgun güzelliğimle gülümsüyorum şiirlerde. Derin hüzünlerde boğulsam da sensiz, her şey olurum dizelerinde… Korkuyorum sana yakLasmaya..Elimi uzatsam canı nı acıtacakmışsım gibi..Bu kadar büyük mü bana oLan nefretin,Bu kadar çabuk mu unuttun beni .? AnLamıyorum,anLayamıyorum..HaLbuki sen okadar güzeL anLatıyorsun ki vurdumduymazLığınLa...Susma… Söyle, anlat hadi nasıldır büyük aşklar. Bitmez mi yürekte tutkular… Susma haykır, acıt yüreğimi, gece düşlerinin bittiği yerden kurşunla geçmişi. Uzak yollara savur ayrılığı, gecelerinden damlayan göz yaşlarıma sür yürek yaralarını ve gülümse. Semalarına serdiğim yıldızlarda, sevda gamzelerimi göreceksin mehtaplı gecelerde. Tutuşmayan ellerimize inat, tutuşan yüreklerimiz olsun göğsümüzde bırak. Başka şehirlerde soluklanan sevdalarınla yıldızlarıma gülümse yar. Elini sol yanına koy, yangınlarda bir yürek borçlusun bana unutma.Olur ya bir gün tüm yüreğinle bana gelmek için yollara düşersen, seni seviyorum demeyi hayal edip, bende seni seviyorum diye haykırmak istersem, sakin üzülüp gözlerinden iki damla yas akmasın... Bu sözü duyabilmek istediğinde ya musalla taşında yatıyor olacağım, yada bir mezar tasında adimi okuyacaksın... Ne mezarıma kapanıp topraklarımı avuçlayıp gözlerinden yaslar aksin, nede soğuk mezar taşıma ellerini değdirip dudaklarının arasından seni seviyorum sözleri dökülsün..Azalır mı diye bekledim yüreğimde gidişinin sızısı. Büyüdü sensizlik, sensiz gecelerde.. Yasak yanlarım kırıyor kanatlarımı... Hayallerim bile çevrili tel örgülerle. Çırpınıyorum boğulduğum çaresizlik denizinde. Sanki bir kulaç atsam, atabilsem, kurtuluşum olacak. Sesine sarılıyorum, “gel” diyen sesine... Dokunamıyorum sözcüklerine. Bir yakalayabilsem gözyaşlarını, kağıttan bir kayık yapıp ulaşacağım gözlerine... Geride seni, geride beni yasaklı melek yapanı bıraktığım zamanlar adımlarım şaşırıyor. Çarpıyorum beceriksizce sağa sola... Yalpalaya yalpalaya... Hicran kokulu bir temmuz. gizlendi yüreğime,yokluğun yakarken tenimi zamansız gündoğumlarını yargılıyorum satırlarımda.Her fırsatta gidişlerine ağıtlar yakıp,infaz ediyorum hatıralarımdaki hayalini.Sana gelirken çıkmaz sokaklar kesiyor önümü.Susuyor ve konuşamıyorum. Artık her şey boş kaldı,ne Sarıyer’de martılara simit atıyorum,ne de bindiğimiz vapurlarda sahildeki insanlara el sallıyorum.Bir bardak sıcak çay bile kandırmıyor artık dudaklarımı,dumanı üstünde tüten sigaramı içime çekerken bir ah olup semaya karışıyor feryadım. Yazdığım her satır arasında söylenmemiş söz oluyorsun. Yağmura yazdığım mutluluklarıma gülümsüyorsun uzaklardan gözlerindeki mavi kuşlarla. Verdiğin sözleri sorsam hatırlar mısın… Çorak olsa da topraklarımız, yıldızlardan salıncak yapacaktın avuçlarımızdan saldığımız gülümseyen çocuklarımıza… En parlak yıldızı saçlarına iliştirirken, ilkyazları çağıracaktın ayak uçlarımıza… Sevdamızla yağmur yağmur dökülürken solgun yapraklara, yorulduk mu yani… Kedere boyun büken ıslak kelimelerle yalnızlığı öpmek de mi vardı alnımızın yazgısında. Defalarca senden kalan fotoğraflara baktım.. Senden geriye tek kalan olan fotoğraflara... Fotoğraflarına bakarak teselli aradım kendime.. Bir teselli bulurum sandım.. Ama aldanmışım.. Sana aldandığım gibi.. Nerden bilirdim teselli olur sandıklarımın bana işkence olacağını?.. Nerden bilirdim birgün fotorafta teselli arayacağımı?.. Gözlerim doldu her seferinde fotoğraflarına baktıkça... Gözlerim... Belki de rengini unuttuğun gözlerim...Geceler boyu hasretınden ağladim durdum bir turlu kendimi avutamadim sessizligi dustu sevdama cansiz ve çaresiz,baktigim resimler anlamsiz hüznün vurmus her yere nasil gulebilirim,seni dusunuyorum sana gelmek istercesine ırmak ırmak nehir misali yuregimde aşka dair ne var ne yoksa dokmek istedim,alip gotursünler benden çok uzaklara haps oldun bitik ve zavalli yuregime çikarip atamadim seni ……yağmurlar yağıyor ince ince bu şehre ve ıslanmıyorum...yüreğim gitti buralardan, gittiğin tarafa doğru...gözlerim ağlamaklı, senin gözlerin aklıma geldikçe...saçların...saçlarına dokunuşlarım var aklımda...acı çekişlere, sensizliklere ne gerek var? gel be güzel gözlüm...gel bebeğim..ağlamasın bu yürek...vazgeçmesin yaşamaktan..gel bebeğim...sözlerimiz vardı...1.oğlumuz olacaktı,2 kızımız....Gözlerine rastladım dün fotoğrafları karıştırırken, titremiş göz bebeklerim sevginden. Titremiş ellerim...Bakmamışız derinliklerine... hüzün çiçeklerin yetiştiği saksılarda başladı aşkımızın soluğu. Ben hep o saksı çiçeklerinde yad ettim kokunu. Kokun ki, tenimden bir parça sanki...Işıyan günümün içime yediveren gibi her sabah aynı güzelliğinle açıyorsun ve yüreğim kıyamıyor seni susuz bırakmaya, güneşin önünde unutmaya... Yarım bırakılmış bir şiir gibiyim, yazanından başkası tamamlıyamıyacağı. Terk edilmiş bir çocuk bahçesi yüreğim, hüzünlü boş bir salıncak. Bunca yaşanılanlar içinde en zor gelen nedir biliyor musun? Hissettiğim şeyleri hissetmiyormuş gibi gözükmem. Anlatmak istediklerimi anlatamaman. İnandığım şeyleri inkar etmem. Çünkü yanımdayken bile benden çok uzaklardaydın. Neden demeye korktuğum onca hatıradan kaçarcasına. Suçlu aramaya kalksamda kendimi buluyorum..Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan deli oldum.. Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen ,bu bekleme işkencesi bitsin diye…Bu yokluk hissi öldürecek beni…Can yakıyor hayat bazen... Acıtıyor. Hiç yılmadan çalışıyorsun ve bunları bedeli olarak aldığın şey kocaman bi hiç oluyor ya hani, işte en çok o zaman yanıyor insanın canı. Oysa senin yanındayken hayat canımı yakmıyor benim, aksine gülümsüyor bana. Zaman duruyor seninleyken, saniyeler geçmiyor, dakikalar atmıyor. Büyük bi mutluluk sarıyor dünyayı... Sevgin umutsuzlara bile umut ışığı oluyor. Sen varsın ya, güneşte gülüyor bana, ayda, dünyada...Dökülüyor alacaklı gibi sözcükler dilimden. Yokluğunu anlatıyor kelimeler yokluğunun da yokluğuna iniyor her bir sözcük. Durduramıyorum sözcükleri birikmişliklerini haykırıyorlar içimden. Gizli bir mabedin kapılarına dayanıyor isyan yüklü harfler. Her bir darbede biraz daha çürüyorum. Çağladı içimdekiler dışarı çıkmak için bütün kalelerimi fetih ediyorlar. Bugün çıkıyorum içimden içimdekiler konuşuyor bastırılmış suskunluklarımın feryat-ı figanı sarıyor etrafımı.Seviyorum seni...Canımdaki yasayan can..Her an seninle yasıyorum..karanlık gecemde gözlerin düsüyor bir yıldız gibi..Üsüyen günüme sevgin sıcaklıgıyla süzülüyor yüregime..her seni sevmek icin kalbimdeki umut kırıntılarını senin yüzündeki tebessümlere yüklüyorum..Dilimde söylenen her sarkıda sana birkez daha " seni seviyorum " sesleniyorum..Ates atılmıs bir kalbim varken sen kabul ettin ..Kısın ortasında kalmıs bedenimi sevginle ısıttın..Sana ne demeliydim..Gülüm dememi istemezdin..Güller her zaman solardı.." Canım" demek istedim..Sen bana hep canım diye seslenirdin..Yüreginin bir yarısı sendeydi..her zaman sende kalıp iki ayrı bedeninin tek kalbindeki deli sevdasını yasıyoruz...Seni seni diye seviyorum..Belki sana söylenen her kelime basittir..Süslü degildir kelimelerim .Ama bil ki canım sana söylenen kelime sana okunan her siir senin kalbindeki sevgiyle güzellesip özel bir sevda oluyor..keske senin sevgi denizinde bir damla su olabilseydim..Seni sevmek bir kuru ekmegi paylasmak gibi..Her lokmada daha cok sevmek seni..Sana sevdalanmak yagmurun icindeyken gözkyüzündeki nazenin ciceklerin gövdelerine düsmek gibi..Yıldız olup senin karanlıgında gözlerinde kaybolmak belki senin sevginde nefes almak..Yalnızlıga perdeleri cekip mutlulukların gölgelerinde serinlemek seninle...Yazmak, söylemekten ne kadar da kolay değil mi? Ama dile getirmek gibisi de yok. Hep istedim sana dile getirmeyi ama.. İşte böyle boğulmak yoruyor beni. Hayatımda hiçbir zaman yorulmadım kendimi ifade ederken, ama diyorum ya; sen farklısın. Sözcüklere sığdıramazsın ya bazen yaşadığın anları; her karşıma çıkışın, duruşun, bakışın, gülüşün, susuşun, konuşuşun, kısacası, yanımdayken ya da değil, yaptığını hissettiğim herşey düğümlüyor sensizliğimi dilimde.. ( Yazan..YakupHan Ulu )
10 hours ago
|
|
|
⋆★Hatice★⋆ .wrote:
Sen beni hiç anlamadın,
Senin beni sevdiğin kadar kimse sevmedi beni Alışkanlık mısın, sevgi mi bilemedim… Kurtulmak istediğim zamanlarda içim burkuldu Gitmek uzaklasmak istedim senden, yapamadım. İşte böyleyim ben , Sana bıraktım Senin ellerinde karar vermek Yolun açık……… Gidersen üzüleceğim tabi Kalırsan mı?... Kapım sana her zaman açık…
1 day ago
|
|
|
Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum... Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim… Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde... Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar... Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi... Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok… Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz… Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya... Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla... Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak... Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ... Önce sen gel sevdiğim.. solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin..
1 day ago
|